Sultan 4. Mustafa Padişah Kısaca Hayatı, Hakkında Bilgi
Tarih: 29 Temmuz 2014 Yorum: 0

Sultan 4. Mustafa Padişah Hakkında Bilgi, padişah oluşu, kimin yerine padişah oldu, kısaca bilgiler,

Kabakçı Mustafa isyanıyla taht­tan indirilen Sultan III. Selim’-den sonra, Osmanlı tahtına Sultan IV. Mustafa geçti. 28 yaşındaydı. Sultan I. Abdülhamid’in oğlu ve Sultan II. Mah-mud’un ağabeyiydi. Annesinin adı ge­nellikle Ayşe Sîneperver Sultan olarak geçer. Ama son araştırmalardan anla­şıldığı kadarıyla, Sultan IV. Mustafa’­nın annesi Nüketsezâ Kadın Sultandır.

9.padişah olarak Osmanlı tahtına oturan Sultan IV. Mustafa’nın çok kur-naz olduğu söylenir. Kabakçı isyanının bir ucu da ona bağlıdır. Sonradan geli­şen hadiseler, isyanda rol aldığı yolun­daki kuşkuları kuvvetlendirmektedir.

Kabakçı isyanı İstanbul’u tam bir karışıklığa sürüklemişti. Tahtta Sultan Mustafa oturuyordu, ama asıl idareci Kabakçı Mustafa idi. Bunun nereye ka­dar uevam edeceğini hiç kimse bilmi­yor, aklı başında devlet adamları kara kara düşünüyorlardı.

İhtilâl iyi sonuç vermemiş, devlet kurtulmamıştı. Tersine, daha beter bir kargaşaya düşmüştü. Giderek zayıflı­yor, acemilerin ve isyancıların elinde oyuncağa dönüyordu.

İhtilâli yapanlar bile bir süre sonra yakınmaya başlamışlardı. Ama Ka­bakçı  Mustafa—ki ihtilâlden sonra kendi kendisini Boğaz Nâzın ilân etmişti—kimseye acımıyordu. Biraz durumdan yakınan ya ipe, ya kılıca gönderiliyordu. Cellâtların işleri yine artmıştı. Kardeş kanı akıyordu.

3. Sultan Selim Şiirleri Örnek
Tarih: 29 Temmuz 2014 Yorum: 0

3. sultan selim şiirlerinden birkaç örnek, şiirleri hakkında bilgi,

Kalalım mı kılıç altında öyle,

1

Oturmak dinimizde varmı böyle,

Esir etmiş nice tatar’ı bir bir

Kırım Rusya’da kalsın mı söyle ?

Ol Moskof’dan vurup öcüm alayım,

Ya da düşman içre helak olayım.

Uyan ki hab-ı gafleten, ki zira mülk perişandır,

Cihana kılma rağbet, Meyledüb de mekr-i şeytana.

 

 

2

Serir-i saltanatta olma gafil bir aney Ilhamî,

Sana da baki kalmaz çünki bu bir çarh-ı devrandır.

 

 

 

 

2.

Alemdar-ı kerimi şah-ı iklim-i Risaletin Muinim ol benim daimbi- Hakk-ı Hazret-i Bâri

îlhamî her dem yüz süren bu ravza-ıpâke Şefaatle kerem kıl,yaEyyub-i Ensari.

3. Sultan Selim Kişiliği Hakkında Bilgi
Tarih: 29 Temmuz 2014 Yorum: 0

Sultan 3. Selim Kişiliği Hakkında Bilgi

Sultan III. Selim şair, musikişinas, hattat ve milletini seven bir padişahtı. Yumuşak huyluydu. Kan dökmekten nefret ederdi. Onun gözünde padişahlık bir hizmet sahasıydı. O da bunu yap­maya çalıştı. Bu arada bazı hataları ol­du, ama temelde iyi niyetliydi, milleti­ni ve devletini kendisinden çok düşü­nür, devletin gelişmesini isterdi.

Cömertti, etrafındakilere armağan­lar vermekten zevk duyardı. Özellikle şairleri, bestekârları ve hattatları ko­rurdu. Zaten kendisi de iyi bir şair, Türk sanat musikisine “Suzidil-âra” makamını kazandırmış çok iyi bir bes­tekârdı. Sık sık Kulekapısı Mevlevîha-nesine gider, şair Şeyh Galib’i maka­mında ziyaret eder, çok kere Cuma se­lâmlığı da burada yapılırdı. Şeyh Ga-lib’e divanını yazdırıp kenarlarını tez­hiplerle süsletmiştir.

Hattattı. Hat derslerini Abdülkadir Şükrü Efendiden almıştı. Hayatı bo­yunca çok güzel hatlar yazdı. Biri Fa­tih Camiinin duvarlarını süslemekte­dir. Şiirlerine “İlham!” imzasını atar­dı.

Saltanatı sırasında yeni binalar, okullar, kışlalar yaptırmıştır. Üsküdar sahilinde büyük ambarlar, bir cami ve bir de okul inşa ettirmiştir. Bugün hâlâ aynı maksatla kullanılan İstanbul Seli­miye kışlası da onun eseridir. İnşaatını o başlatmış, ama bitiremeden tahttan uzaklaştırılmıştır. Bina sonradan Sul­tan II. Mahmud ve Sultan Abdülmecid tarafından tamamlanmıştır. Fatih Ca­miini yeniden tamir ettirmiş, Gül kili­sesini de camiye çevirmiştir.

Toplam olarak 18 yıl, 1 ay, 22 gün pa­dişahlık yaptı. Tahttan indirildiğinde 46 yaşındaydı. 28 Temmuz 1808′de şehit edildi. Mezarı Lâleli Camii avlusunda­ki Sultan III. Mustafa türbesindedir.

Elleriyle yazdığı bir Kur’ân-ı Keri­mi, Konya’daki Mevlâna türbesine ar­mağan etti. İstanbul’da Eyüp Sultan türbesinin etrafına gümüş bir şebeke yaptırdı, bir de altın kandil armağan etti.

Hiç çocuğu olmamıştır.

Kiraz Mevsimi Dizisi Fox Tv Oyuncuları Gerçek İsimleri
Tarih: 28 Temmuz 2014 Yorum: 0

kiraz mevsimiFox tv ekranlarında yaz dizisi olarak gösterime giren yepyeni bir dizi olan Kiraz Mevsimi dizisinde yer alan oyuncuların gerçek isimlerini aşağıda yer alan listeden bulabilirsiniz.

Kiraz mevsimi dizisinde birbirinden önemli oyuncular yer almakta, ve bu sıcak yaz günlerinde tatile gidemeyenler için güzel bir akşam geçirmelerini sağlamaktadır.

Bu güzel dizinin oyuncuları aşağıdadır.

Kiraz Mevsimi Dizisi Oyuncuları ve Gerçek İsimleri

Kiraz Mevsimi Öykü – Özge Gürel DEVAMINI OKU »

Kabakçı Mustafa İsyanı Hakkında Bilgi
Tarih: 28 Temmuz 2014 Yorum: 0

Tarihimizde “Kabakçı Mustafa vak’ ası” olarak anılan bu isyan hareketi, biriken bazı problemlerin sonucudur. Yoksa sanıldığı gibi Kabakçı Mustafa hiç yoktan ortaya çıkmış ve isyanı kö­rüklemiş değildir. Normal zamanlarda kimsenin sözüne kulak asmayacağı Kabakçı’lar, Patrona’lar, kargaşa ve problemli dönemlerde işte böyle lider haline gelir ye kitleleri arkalarından sürüklemeye başlarlar.

Bu isyana çeşitli olaylar sebep göste­rilir. Bunların arasında Nizam-ı Cedid ordusunun kurulması da vardır. Sade­ce yeni bir ordunun kurulması karşı­sında belki kimse fazla ses çıkarmaya­cak, zamanla da buna alışacaklardı. Ancak Sultan III. Selim’in, yukarıda da belirttiğimiz üzere, bu işin üstüne fazlaca düşmesi sonucu, yeniçerilerin âdeta üvey evlât muamelesi görmeye başlaması, memnuniyetsizliği yaygın-laştırıp derinleştirmiştir.

Bir kere, askerin ihtiyaçları için ha­zineden ayrılan paranın büyük kısmını Nizam-ı Gedid alıyordu. Nizam-ı Cedid ordusunda görev yapan genç subaylar, yeniçeri ocağındaki yaşlı başlı, tecrü­beli subaylarla alay ediyor, gördükleri yerde lâf atıyorlardı. Daha önemlisi Nizam-ı Cedid askerinin kılığı büyük ölçüde Avrupalı askerlerin kılığını an­dırıyordu. Bu kötü benzeyiş dindarlar arasında türlü söylentilere yol açıyor, “küffarı taklit,” yani Hıristiyanlara benzeme şeklinde görülüyordu.

Bir taraftan da yeni zenginler türe­mişti. Devlet malından servetler yapıl­dığı etrafa yayılmıştı. Gerçekten de so­rumluluk duygusu taşımayan bazı son­radan görmeler büyük konaklar yaptı­rıyor, düşmanla dövüşüp vatan evlat­larının can verdiği bir sırada, Boğazi-

cindeki köşklerden saz sesleri sokağa taşıyordu. Ayrıca Sultan III. Selim şair ve musikişinas bir padişahtı. Zaman zaman beste yapıyor, zaman zaman bestekârları sarayında toplayıp musikî ve şiir konularını tartışıyordu. Osman­lılar dinî konularda son derece hassas­tılar. Yine de bütün işler yolunda git­seydi, Padişahın sazına da, sözüne de belki karışmazlardı. Ama işler ters gi­diyor, bozgunlar yürek yakıyordu. Böyle bir zamanda, Osmanlı padişahı­nın, her saniyesini askerî ve idarî ted­birleri düşünmekle geçirmesi gerekti­ğine inanılıyor, Padişahın da nihayet bir insan olduğu, her insan gibi bazı zayıf noktaları bulunabileceği unutulu­yordu.

Aslında Padişahın bütün bunlardan haberdar olduğunu söylemek zordur. Tarihlerden anlaşıldığı kadarıyla, özellikle Valide Sultan (Padişahın annesi) bazı aksaklıkları oğlundan sakla­maları için devlet adamlarına emir vermiş, “Bana bütün gerçekleri oldu­ğu gibi söyleyiniz” diyen Sultan III. Se­lim’in bu emri çoktan unutulmuştu. Kahvelerde Padişahı cin çarptığı, bu yüzden devlet işleriyle ilgilenmediği konuşuluyordu.

Sokakta Avrupalılara özenip onlar gibi giyinen Müslümanlara bile zaman zaman rastlanır olmuştu. Yenilikçiler­den bazıları işi çok ilerilere götürmüş­ler, teknolojik alanda Avrupalılaşmak isteyen Padişaha aldırmayarak, Avru­palılaşmayı kılık kıyafette aramaya başlamışlardı. Tabiatıyla, bu hem din­darları, hem de din adamlarını rahat­sız ediyordu.

Padişah yumuşak başlıydı. Kimseyi şiddetlecezalandırmakistemezdi. Gerçi yerine göre yumuşak başlılık iyiydi, ama her zaman iyineticevermiyor, padişahtan duyulması gereken korkuyu kaldırıp, disiplini bozuyordu. İşte bu korku yok olmuştu. Padişaha muhalif olanlar da, Padişahı tutanlar da bildikleri gibi davranıyordu. Ölçüler

kaçırılmıştı. İşin içinde yabancı ülkele­rin, özellikle de Fransa’nın parmağı vardı. Fransa’nın İstanbul sefiri Se­bastiani, yeniçeri ocağının kökünden kaldırılacağı söylentilerini yayıyor ve yeniçerileri sürekli kışkırtıyordu. Daha

kötüsü, Nizam-ı Cedîd askerlerine şap­ka giy dirileceği ileri sürülüyordu. Güya bir gün Bostancıbaşı Şakir Bey, Padişaha,

“Emrederseniz bostancılarıma Ni­zam-ı Cedid elbisesinden başka şapka bile giydirebilirim,” demişti. isyanın kıvılcımı Laz yamaklardan çıktı. O sırada istanbul Boğazının iki yakasında Nizam-ı Cedid askeri çadır kurmuştu. Aralarında Trabzon civa­rından getirilen iki bin Laz yamak da vardı. Zamanın Boğaz Nâzın (Bakanı) Raif Mahmud Efendi ile Bostancıbaşı Şakir Bey, Laz yamakları gizlice kılık değiştirmeye zorladılar. Hakkında “Adı Musa, boyu kısa, sakalı köse” te­kerlemesi uydurulan Sadaret Kayma­kamı (Sadrazam Vekili) Köse Musa Paşa durumdan haberdar olunca çok sinirlendi. Adamları vasıtasıyla Laz yamaklara haberler saldı:

“Padişah herkesi Nizam-ı Cedid kılı­ğına sokmaya çalışır, sizler yeniçerisi­niz, Nizam-ı Cedid kılığına girmek size

Sayfalar1234567..Son Sayfa



2010-2014 Benimyazim.Com Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "yer sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz "uyar ve kaldır" prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, [benimyazimcom@gmail.com] adresinden bize ulaşabilirler. Bizle iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç bir hafta (7 gün) Gün içerisinde gerekli işlemler yapılacaktır.
Sitemap - Gizlilik Politikası- İletişim


© Tüm Hakları Saklıdır - Kaynak belirtmeden alıntı yapılamaz!