Altın çıkarılan yerler ve altının oluşumu altın nasıl oluşur?

ALTIN, altın, kimyasal bir elementtir. Simgesi Au‘dur. Periyodik sistemin birinci grubunda yer alır. Atom numarası 79, atom ağırlığı 179,2‘dir. Kendine özgü sarı bir rengi olan altın, madenler içinde en esnek ve uzayabilir olanıdır. Diğer madenlerle zorlukla birleşmesi nedeniyle, doğada genellikle saf olarak bulunur. Bundan başka pirit gibi kimi sülfürlerle karışmış, ancak kimyasal olarak birleş-memiş şekilde ya da kimi kaya oluşumlarının içinde uzantılar şeklinde bulunur. Ama altının en sık rastlandığı yer, akarsuların getirip ırmakların dibine ya da kıyılarına bıraktığı alüvyon birikimleridir. Kayanın içinde bulunan altm, binlerce yıl boyunca kayanın parçalanması ve atmosfer olayları tarafından aşın-dırılması sonunda ırmak vadilerine taşınır. Deniz suyunda da çok az oranda altına rastlanır. Bu oran, iki bin ton deniz suyunda bir gram kadardır. Altın hiçbir zaman büyük oranlarda bulunmaz. Altının çok çeşitli alanlarda kullanılmaya elverişli olan yapısı ve az bulunması, değerli bir maden olmasına yol açmıştır. 19. yüzyıldaki “altına hücum” olayı, Amerika tarihinde önemli bir yere sahiptir. 1848 yılında, James W. Marshall adında biri, o zamanlar dört yüz kişinin yaşadığı küçük bir kasaba olan San Francisco yakınlaıında bir bıçkı evi inşa ederken Sacramento ırmağı yatağında iri bir altın parçası bulur. Haber hızla yayılır. Böylece Amerika Birleşik Devletleri tarihinde önemli bir dönemi başlatan “altına hücum” başlar. Bu değerli sarı taşı arama hırsı, yalnız onsckiz ayda yüzbin kişinin San Francisco’ya akın etmesine neden olur. Birkaç yıl sonra da San Francisco Amerika’nın en önemli kentlerinden biri durumuna gelir. Üç yıl sonra, Amerika’da altına hücum hareketine katılmış madencilerden biri, Avustralya’nın Mavi dağlarında bir altın yatağı bulur. Buraya da kısa sürede, dünyanın dört bir yanından altın arayıcıları akın ederler. Birkaç ayda yeni kentler kurulur. Aynı olay, geçen yüzyılın sonunda Alaska’da da meydana gelir. Altın yatakları barındıran bir bölge bulunur. Ancak çok sert olan iklim koşulları madencilerin akınını büyük ölçüde engeller. Bu örnekler, altının insanlar için ne denli değerli olduğunu göstermektedir. Bu konuda daha birçok örnek gösterilebilir. Ünlü Eldorado söylencesi de bunlardan biridir. Yapılan bir araştırmada, bugüne dek insanlar tarafından arıtılan altınların toplamının, kenarı onbeş metre olan bir kübe sığabileceği saptanmıştır. Altın bütün anakaralara yayılmış durumdadır, insanlar tarafından kullanılan ilk madenin altın olduğu sanılmaktadır. Fransa ve Mısır’da, yapımı neolitik döneme dayanan altın süs eşyaları bulunmuştur. Ayrıca eski dönemlerde, bakır, kurşun, kalay, demir, gümüş ve civanın yanında bilinen yedi madenden biridir.
Altının çıkarılışı ve arıtılması:
Günümüzde altın elde edilen ülkelerin başında Güney Afrika Cumhuriyeti (1884 yılında Transvaal eyaletinde bulunmuştur), Sovyetler Birliği (Sibirya), Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avustralya, Filipinler, Kolombiya, Meksika ve Hindistan gelir. Eski dönemlerde, batı Asya’da ve başta ispanya’da Asrur-ya bölgesi olmak üzere Güney Avrupa’da, bugün tükenmiş olan altm yataklarının bulunduğu bilinmektedir.
Akarsu kumlarından ya da parçalanmış altınlı kayalardan altın elde etmek bir zamanlar çok sık uygulanan bir yöntemdi. Bu yöntemle altın çıkarıldığı I.ö. 4000 yılma ait Mısır anıtlarında yazılıdır. Resimli çocuk kitaplarına da konu olan bu yöntem Amerika’daki altın arayıcıları tarafından da kullanılmıştır. Yöntem bir kabın içine doldurulan kumun akarsuya tutularak elen-mesidir. Kap sallanarak, altından hafif olan kumun yüzeye çıkıp akarsu tarafından sürüklenmesi sağlanır. Roma imparatorluğu döneminde bu iş için savaş esirlerinin kullanıldığı bilinmektedir. Günümüzde kumlar, günde binlerce metreküp kum toplayabilen grayderler tarafından çıkarılmaktadır. Yıkama yöntemiyle saf altın değil, yoğun altın içeren altınlı kum elde edilir. Kumun içinde altın tozlarının yanısıra başka metal parçacıkları da kalır. Bu durumda civayla karıştırma yöntemine gidilir. Yoğunlaştırılmış kum, sıvı bir metal olan civanın ser-pildiği bir yüzeyden geçirilir. Civa, yalnız altınla karışır, diğer metallerle birleşmez. Daha sonra karışım süzülür ve civa damıtılır.
Böylece hemen hemen tümüyle saf durumda altın elde edilir. Siyanürle ayrıştırma ve elektrolizle arıtma en modern iki yöntemdir. Birinci yöntemde, içinde altın bulunan mineral, sodyum siyanürle sulandırılmış bir çözelti ile kimyasal işleme sokulur, ikinci yöntemde ise altın, elektroliz adı verilen bir kimyasal işlemle mineralden ayrılır.

Tags: , , , , ,
Subscribe to Comments RSS Feed in this post

2 Yorumlar

  1. bencede ayşen hanm cok haklı nası yapıcagız biz bu altını bilgilendirin de zengin olalım yha:d

  2. çok iğrenç olmuş hiç bir şey yok daha detaylı bilgilendirirmisiniz

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*